Sarıkamış yalanları ve Fatma’nın mahzunluğu.

Bizim evde Enver Paşa sevilir. Ailemize mahsus bir Enver Paşa Marşı bile var. Ben yazıp besteledim. İlk kıtası şöyle:
Sarıkamış yalanları ve Fatma’nın mahzunluğu.
  • 16.10.2016 / 19:53
Enver Paşa, Enver Paşa

Hayalinle bin yaşa

Enver Paşa, Enver Paşa

Libya’dan Türkistan’a



Çocuklarım biraz da bu marşla büyüdüler. Onlar için aile tarihimizin bir parçasıdır Enver Paşa. Hatırası pek kıymetli, hatırı pek büyüktür.


Geçen gün, ortaokul son sınıfta okuyan kızım Fatma’yı okuldan aldım. Mahzun görünüyordu. “Bir şey mi oldu?” diye sordum. Önce “Yok” dedi, sonra utana sıkıla anlattı derdini: “Bugün bir öğretmenimiz Enver Paşa için kötü şeyler söyledi. Sarıkamış’ta 90 bin askerimiz Enver Paşa yüzünden boş yere ölmüş. Düşmana tek kurşun sıkamadan soğuktan donmuşlar. Cevap vermek istedim, ama konuyu bilmediğim için veremedim. Çok üzüldüm baba.”


Suçluluk duyuyordu. Aileden birini satmış gibi hissediyordu. Böyle bir şey bir daha olursa gerekeni söyleyebilmek için konuyu kendisine anlatmamı istedi.


Fatma’ya anlattıklarımı sizinle de paylaşayım:


1. Doğu illerimizi Ruslardan temizlemeye ve/yahut Kafkasya’da mevzi kazanmaya matuf Sarıkamış Harekâtı, genellikle, savaşa giden 90 bin askerimiz Allahuekber Dağları’nda soğuktan donarak ölmüş ve konu kapanmış gibi anlatılır, sanki orada hiçbir savaş yaşanmamış gibi bir algı oluşturulur, halbuki haftalarca süren ve birçok muharebeden oluşan koca bir harp söz konusu.


2. “90 bin şehit” efsanesi, o dönemdeki Rus propagandasından kaynaklanıyor. İçimizdeki Enver Paşa muarızları, bu propagandayı aşk ve şevkle yaydılar. Zamanla bu yalan ‘resmî tarih’ oldu. Sarıkamış konusunda Enver Paşa’yı 100 senedir Rus propaganda ağzıyla yargılıyoruz. 


3. Harekâta katılan askerlerimizden bazıları muharebelerde şehit düşmüş, bazıları soğuktan donmuş, bazıları da esarette can vermiştir. Rus generali Maslovski’nin hatıratında, şehit Osmanlı askerlerinin sayısı -Hamamlı’daki Rus esir kampında can veren 5 bin askerimiz de dahil- 23 bin olarak belirtiliyor. Düşman generali 23 bin derken kendi insanlarımızın 90 bin şehitten dem vurmaları ve üstelik de bunların hiç savaşmadan şehit düştüklerini ileri sürmeleri akıl alır şey değil. (Tarihçi Mehmet Niyazi’ye göre de şehit sayısı 23 bindir. 26 bin veya 32 bin diyen de var, fakat dedikodu âlemi dışında 90 bin rakamı hiçbir yerde geçmiyor.)


4. Çok zorlu bir harekâttı ve ordumuz fena halde kırıldı, evet; fakat düşmana da kök söktürdü. Ruslar en az 16 bin askerini kaybetti ve Enver Paşa’nın planları harfiyen uygulansaydı savaşı da kaybedebilirdi. Türk ve Alman askeri otoriteleri, Enver Paşa’nın hazırladığı harekât planının mükemmel olduğunu, başarısızlığın büyük ölçüde bu plana uyulmamış olmasından kaynaklandığını ifade ediyorlar. Mesela 10. Kolordu’nun Oltu’dan kuzeye sapmadan Sarıkamış üzerine yürümesi ve 25 Aralık’ta (1914) orada 9. Kolordu’yla birleşmesi gerekiyordu. Albay Hafız Hakkı Bey bu emri dinlemedi, Allahuekber Dağları üzerinden gitmeyi tercih etti. Birliklerimiz orada tipiye yakalanınca da 10. Kolordu’nun Sarıkamış önlerine intikali 4 gün gecikti. Buna rağmen savaşı kazanabilirdik. 25 Aralık gecesi 10. Kolordu’nun yardımı olmadan Ruslara ağır zayiatlar verdiren ve onları Sarıkamış’a çekilmeye zorlayan -hatta Sarıkamış’tan da çekilme hazırlıkları yapmaya zorlayan- 9. Kolordu o gece Sarıkamış’a taarruz etseydi, Allah-u Alem, zafer bizim olacaktı. Enver Paşa ısrarla bunu söylüyordu. ‘Baskın basanındır, Sarıkamış’a hemen bu gece girelim, yarın çok geç olabilir’ diyordu. Ne var ki 9. Kolordu’nun komutanları Enver Paşa’yı dinlemeyip ertesi günü beklemeyi tercih ederek Sarıkamış’taki zayıf Rus kuvvetlerinin takviyesine imkân tanıdılar ve 11. Kolordu da takviyenin önüne geçmekte yetersiz kalınca zafer gerçekleşemedi. Rus harp tarihçilerinin de ittifak ettikleri gibi, o gece Sarıkamış’a girilmemesi savaşın yönünü değiştirdi. Artık sabah saatlerinde Rusların takviye birlikleri Sarıkamış’a girmeye başlamıştı. Maslovski diyor ki: “(Türklerin) Sarıkamış’a hücum etmemek suretiyle vakit kaybetmesi bizim için gerekli olan zamanı kazandırmıştır.” (Kaynak: Nevzat Kösoğlu’nun “Şehit Enver Paşa” isimli abidevî eseri)


5. “Ne olursa olsun; başarısızlığın sorumlusu, Osmanlı ordularının fiili başkomutanı konumundaki Enver Paşa’dır” denilebilir ve neticede öyledir tabii. Enver Paşa’nın torunu Osman Mayatepek, bu hususta şöyle diyor: “Sarıkamış felâketinin sorumluluğu Osmanlı ordularının fiili başkumandanı Enver Paşa’ya ait ise, Çanakkale Zaferi’nin şerefi de aynı şekilde ona aittir. Zira her iki muharebe sırasında, ordunun başkumandanı odur!”


6. Çanakkale’de 250 bin şehit verdiğimiz söyleniyor. Bu rakam iftiharla zikrediliyor. Peki, o harbi kaybetseydik ne olacaktı? “Enver Paşa 250 bin askerimizi Çanakkale’de yok yerde kırdırdı” diye tezvirat yapılacaktı! Sarıkamış Harekâtı’nın zaferle sonuçlanması halinde ise şehit sayısına bakılmaksızın kahramanlık türküleri söylenecekti.


7. “Veyl mağluplara!” anlayışı bize yakışmaz.



Hakan Albayrak/Karar-9 Ekim 2016
 
  • Paylaş:
  • Mail olarak gönder
  • Whatsap'tan gönder
  • Twitter'dan Paylaş
  • Facebook ile Paylaş
  • Google+ ile Paylaş